Anasayfa / Genel / 3. Haçlı Seferi Öncesi Yaşananlar ve Filmlere Yansıması

3. Haçlı Seferi Öncesi Yaşananlar ve Filmlere Yansıması

Dünya tarihinin yaklaşık 200 yılı  1096-1291 arasında sekiz kez düzenlenen  Haçlı Seferleri etrafında şekillenmiştir. Papanın çağrısı üzerine Avrupa’nın her yerinden insanların katılımı ile oluşturulan bu organizasyonun sebebi çoğu zaman dindir. Haçlı Seferleri, Papa ii. Urban’ın 27 Kasım 1095’te Türklere karşı Bizans’a yardım çağrısı ile başlamış,  ardından gelen süreçte, farklı amaçlar uğruna yeniden kurulan Haçlı ittifakları ile varlığını sürdürmüştür. 1267 yılında Fransa Kralı IX. Louistarafından çağrısı yapılan sekizinci seferle birilikte sona ermiştir. Sona ermesine karşın etkisini 1291 yılına kadar devam ettirebilen Haçlı ittifakı ya da Kutsal İttifak, özellikle 3. Haçlı seferi ve Kudüs ile bağdaştırılır. Birinci sefer ile Hristiyan hakimiyetine giren Kudüs üçüncü sefer öncesi yeniden Müslümanların kontrolüne girmiş ve günümüze kadar böyle devam etmiştir.

Kudüs’ün yeniden Müslümanlarca fethedilmesi ve ardından İngiltere Kralı i. Richard kumandasında üçüncü kez Haçlı ittifakının yaratılması, Avrupa ve Ortadoğu’da sanatı derinden etkilemiştir. Orta Çağ dünyasında şiirler ve destanlar ile yaşatılan bu konular günümüzde sinema ile hayat bulmaktadır. Kimi zaman estetik kaygı, kimi zamansa ideolojik propaganda amacı güden bu filmler geçmişin farklı fikirler üzerinden anlatılmasıdır. Genellikle Avrupa sinemasının kadrajından beyaz perdeye aktarılan bu eserler geçmişe bakış, açısından önem teşkil etmektedir. Her yıl çekilen onlarca tarih konulu filmin arasında birtakım filmler vardır ki üzeriden 50 yılda geçse unutulmaz. Bu tür filmler diğerlerine kıyasla daha nesnel ve ayrıntılıdır. Örnek verecek olursak bu yazıda değineceğim ilk film olan Kingdom of Heaven filmi uzun zamanlar geçse de hafızalardan silinmeyecektir. Ancak aynı zihniyetin içerisinden çıkan bazı filmler ise Kingdom of Heaven gibi ana konusunu Kudüs olarak almaktansa, Kudüs’ü bir yan mecra olarak kullanmayı tercih etmiştir. Avrupa sineması dahilinde üzerinde duracağım diğer bir film olan Arn:Tempelriddaren filminde yukarıda bahsettiğim kurgu mevcuttur. Haçlı saflarında yer almış insanların torunları tarafından yazılan, kurgulanan ve oynanan bu filmlerin antitezi ise Arap coğrafyasında 1960 lı yıllarda çekilmiştir. El Naser Salah el Dine isimli bu film Arap-İsrail savaşı sırasında Araplara moral olması amacıyla 1963 yılında vizyona girdi. Üç film dahilinde inceleyeceğimiz Salahaddin, Kudüs ve Haçlılar gibi kavramlar bize az da olsa tarihsel bir bakış açısı kazandıracaktır. Filmlerde bahsi geçen karakterlerin tamamı filmi çekenlerin gözünden farklı şekillerde anlatılmıştır. Bu sebeple iyi bir analiz bu filmler üzerinden tarihe bakışımızı etkileyebilir.

 

Ekonomik olarak herhangi bir Mezopotamya menşeli devletin çokça gerisinde olan Avrupa, içinde bulunduğu durumdan kurtulmanın yolunu  kutsal şehir olan Kudüs’te bulmuştu. Verimli arazilere yakınlığı, mevcut zenginliği ve ticari potansiyeli ile Kudüs birçok devletin ele geçirmek istediği bir yerdi.  Kudüs aynı zamanda, hak din olarak sınıflandırılan üç değerin; Musevilik, Hristiyanlık ve İslam’ın kutsal addettiği önemli bir şehirdir. Hz. Musa’dan bu yana birçok kez işgale uğrayan Kudüs’ün siyasi, ticari ve dini değeri diğer hiçbir şehrin ulaşamayacağı kadar fazlaydı. Bu nedenle Orta Çağ’da siyasi varlıklarını sürdüren Hristiyan ve Müslüman tüm toplumların göz bebeğiydi. Sahip olduklarının ve potansiyelinin yanı sıra temsil ettikleri ile de tarihte çok stratejik bir noktaya sahip Kudüs, aynı zamanda savaşlarda da psikolojik bir hedefti. Haçlılar ve Müslümanlar için Kudüs’e sahip olmak Tanrının övgüsünü ve desteğini kazanmak demekti. Konusunu Haçlı Seferleri’nden alan her filmin üzerine titrediği bu şehir incelediğimiz filmlerde de önemli yere sahiptir.Kudüs, Kingdom of Heaven’de ve Arn’da, Avrupa’dan giden herhangi birine göre kaçış için bir güzergah, tanrı ile konuşulacak bir mabed ve kefaret ödenecek alan gözü ile bakılan yerdir.  El Naser Salah el Dine’de ise Kudüs’e,  “kafir”leri bozguna uğratarak Arapların yükselişini sağlamak amacı ile fethedilmesi gereken şehir anlamı taşımaktadır. El Naser Salah el Dine Arap Milliyetçiliği’nin sanat aracılığıyla yaşatılması ve mevcut savaş durumunda halka moral olması açısından çekilmiş bir filmdir. Bu yüzden karakterler ve mekanlar temsil ettikleri ile değil, Araplara sağladığı fayda ile işlenmiştir.

Üçüncü Haçlı Seferi öncesini anlatan üç filmde de karşımıza çıkan Salahaddin Eyyubi, kökeni nedeniyle günümüzde tartışmalara konu olmaktadır. Türk, Kürt ve Arap olduğu iddiaları bulunulan Salahaddin, filmlerde genellikle Arap şeklinde tasvir edilmektedir. Kingdom of Heaven ve Arn’da büyük, onurlu, cesur ve merhametli bir lider olarak tanıtılan Salahaddin, El Naser Salah el Dine’de bir araç olarak tanıtılmıştır. Arap ulusunun ilerleyişi, Arap hakimiyeti gibi amaçlara hizmet, 1963 yapımı filmin Salahaddin’e bakışını yansıtmaktadır. Buradan şunu görüyoruz ki Avrupa’nın gözündeki Salahaddin ile 1960 ların Arap coğrafyasının gözündeki Salahaddin farklı karakterlerdedir. Bu iki kültürün kesişim noktasındaki Salahaddin iki tarafa da farklı şeyler ifade etmektedir.

Üç filminde ortak noktasında bulunan Salahaddin, birleştiriciliği ile öne çıkmaktadır. Kudüs çatısı altında varolan tüm dinlere hoşgörü ile yaklaşan ve bu dinin mensuplarına belirli şartlar altında ibadet özgürlüğü tanıyan Salahaddin bu yönü ile de büyük bir liderdir. Kendisinin Kudüs’ü fethinden yaklaşık 100 yıl önce Kudüs’e gelen ve Katolik Hristiyanlar hariç herkesi katleden Haçlılar’ın aksine tüm dinlere eşit yaklaşmıştır. Gitmek isteyen herkese kolaylık sağlayarak da kimsenin canına kastı olmadığını kanıtlamıştır. Arn’da ve El Naser Salah el Dine’de pek bahsi geçmeyen bu özellikleri King of Heaven’de üzerinde çokça durulan noktalardandır. Örnek verecek olursak günümüz  “hospital”lerinin temellerini atan Hospitalier Şövalyelerine ve de Tapınak Şövalyelerine istedikleri yerlere gitme özgürlüğü tanımıştır. Bunun sonucunda ise Hospitalierler Rodos’a giderek oranın hakimi olmuşlar, Tapınak Şövalyeleri ise Kuzey Afrika’da hakim oldukları diğer noktalara çekilmişlerdir.

Filmlerdeki önemli iki şövalye biriminden bahsetmişken ordulara da değinmek yerinde olacaktır. İncelenen üç filminde değindiği bir nokta olan ordu içerisindeki ayrılık, özellikle Haçlı ordusunda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Salahaddin’in ordusunda daha çok hedefe ve zamana yönelik olan ayrılıklar, Haçlılarda kişisel çıkarlara dayanmaktadır. Krallığa bağlı bulunan Hospitalierler ile yarı bağımsız olarak kendini Papa’ya adayan Tapınakçılar arasında sürekli bir otorite savaşı vardır. King of Heaven’in bir sahnesinde gösterildiği üzere Müslümanlar’ın üzerine sefere çıkmak ya da çıkmamak üzerine başlayan tartışmalarda iki taraf birbirine daima muhaliftir. El Naser Salah el Dine’de ise gizli bir muhalefet vardır, ancak bu muhalif kişilikler seferin amacı doğrultusunda çoğunluğa uyarak ordu içerisindeki yerlerini alırlar. El Naser Salah el Dine’de, Müslüman saflarındaki istişare herkesin katılımı ile yapılırken, King of Heaven’de karşıt taraflarca gizli şekilde kendi içlerinde yapılıyor. Arn’da ise ana kumandanın huzurundaki tartışmalar ile karar alınıyor. Ordu hareketlerinin canlandırıldığı sahnelere baktığımızda ise El Naser Salah el Dine’de dönemin imkansızlıkları nedeniyle diğer filmlerle kıyas edilemeyecek savaş sahnelerine şahit oluyoruz. Ordunun başında sefere çıkan Salahaddin’in, ön saflarda yer alan sıradan bir asker gibi çarpışmalara girmesi, Kudüs kralı ile birebir bir mücadele yaşaması ordunun savaş stratejisini bizlere sunamamıştır. Arn’a baktığımızda ise tarihi bir gerçekliğin ters düz edildiğine şahit olmaktayız. Hittin savaşı esnasında Salahaddin Eyyubi’nin kullandığı taktik filmde Haçlılarca uygulanmış böylece hikayenin seyri değişmiştir. King of Heaven’de ise Haçlı mağlubiyetleri gösterilmemiş ve Salahaddin Eyyubi’nin başarılarına gölge düşürülmüştür. Filmin ana karakteri Orlando Bloom  tarafından yönetilen Kudüs savunması destansı şekilde anlatılırken, Salahaddin Eyyubi ve ordusunun yaptıkları başarısız girişimler olarak lanse edilmiştir.

Arn:Tempelriddaren, King Of Heaven ve El Naser Salah el Dine filmleri dahilinde incelediğimiz bazı kavramları ve olayları tarihin sanata yansıması olarak almalıyız. Farklı kültürlerin farklı düşünceleri ile şekillenen geçmişe bakış, günümüzde filmler ile rahatça anlaşılabilmektedir. Tarihsel gerçeklikleri anlatım bakımından mükemmel olmasada; sinema, okuduğumuz karakterlerin ve olayların zihnimizde canlanabilmesi için güzel bir araçtır.

İbrahim Sert

Bir Cevap Yazın

Watch Dragon ball super