Anasayfa / Tarih / İttihat ve Terakki Cemiyeti üzerinden Diplomasi

İttihat ve Terakki Cemiyeti üzerinden Diplomasi

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin temeli 1 Mayis 1889’da İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, Ishak Sutuki ve Mehmet Reșid tarafından atılmıștır. Tarihin akıșı içerisinde gittikçe güçlenen cemiyet son olarak Enver, Talat ve Cemal Pașalar döneminde İttihat Ve Terakki Fırkası adıyla Osmanlı yönetimini tamamen ele geçirmiș bir Jön Türk hareketi olarak açıklanabilir. 2. Meșrutiyet’in ilanı, 31 Mart Vakası, Bâb-ı Âli Baskını ve son olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savașına katılımı gibi önem teșkil eden olayları gerçekleștirmiș bu fevkalede vatanperver, milletperver olan cemiyetin, fırkanın sonu ne gibi bir faktör veya faktörlerin eksikliğiyle hayal kırıklığı ve felaketle sona ermiștir? Sultan Abdülhamid tarafından kurulan özellikle askeri alanda, dönemin modern, batılı anlayıșa sahip ve teknik anlamda bașarılı okullarında yetișmiș zeki, akıllı ve milliyetçi Jön Türk hareketinin eksikliği kanaatimce diplomasidir.

Sultan Abdülhamid döneminde İmparatorluğun dört bir yanında karıșıklıklar baș gösteriyor, toprak kayıpları yașanıyor ve bu elemli vaziyetten kurtulmak için büyük bir mücadele veriliyordu. Sultan Abdülhamid’in özellikle Balkanlarda bașarıyla uyguladığı azınlıklar aralarında huzursuzluk yaratılarak oyanalanıyor, devlet aleyhine hareketleri engelleniyordu. Ayrıca Sultan Abdülhamid bu tür politikalarının etkinliğini korumak için sert bir istibdat dönemini de inșa etmiști. İște İttihat Ve Terakki Fırkası’nın liderleri Enver, Talat ve Cemal Pașalar böyle bir ortamda yetișiyorlardı. Avrupadaki demokratikleșme adına atılan adımları istibdat dönemine rağmen takip etmeyi az çok bașaran bu gençler kendi ülkelerine dönüp baktıklarında sansür ve baskılardan dolayı suçladıkları Sultan Abdülhamid’e karșı nefrette besliyorlardı. Konumuzdan fazla uzaklașmadan kanaatim șudur ki; Sultan Abdülhamid döneminde uygulanan istibdat süreci, diplomasi alanında önemli fikir ve düșünce akımlarının sansür ve baskı yoluyla bertaraf edilmesi ve bu sürecin devamında ülke yönetimde olan İttihatçı Jön Türk liderlerinin Dünya diplomasisine yabancı kalmalari ve kendilerine özgü bir diplomatik akıl edinememeleri karșımıza bir sebep-sonuç ilișkisi çıkarmıștır. İttihat ve Terakki yönetiminin bașta Enver Pașa olmak üzere șiddetli bir Alman hayranlığı, benim ”zaaf” olarak değerlendirdiğim bu durumu Almanya kendi çıkarları dogrultusunda kullandığı açıktır. Hobbes’un ”İnsan insanın kurdudur.” sözünü ”devlet devletin kurdudur” olarak da ele alınabilir diye düșünüyorum. Zira müttefiklik ilișkisinde bile olsa devletlerin her adımını kendi lehine göre atmak isteyeceğini göz ardı etmek șüphesiz derin bir diplomasi zayıflığın göstergesidir.

Sultan Abdülhamid döneminde kısa vadede etkili olan istibdat politikası uzun vadede ise imparatorluğun sonunu hazırlaması bu değerlendirmeler sonrası șașılacak bir durum değildir. Bir devlet donanımlı diplomatlar yetiștirirken uluslararası alanda diplomasi unsurlarını es geçmemelidir. Günümüze gelirsek Avrupa ve Birleșik Devletlerde așırı milliyetçiliğin yükseldiği, Orta Doğu’da hakim olan kaosun tırmandığı bir dünyada süreci en az zararla atlatmamızı sağlayacak faktör diplomasidir ve kanaatim Türkiye Cumhuriyeti yetgin diplomasisi sayesinde kurtlar sofrasında kendini korumaktadır.

Bir Cevap Yazın

Watch Dragon ball super