Anasayfa / İş Dünyası / Okurken Çalışmak

Okurken Çalışmak

Hem okuyup hem çalışmak mümkün mü?

Sevgili Afşın Avcı, hazırladıkları yazı dizisinden bahsedip, “Üniversite öğrencilerinin eğitimleri sırasında çalıştıkları veya çalış(a)madıkları işler” konusunda bana söz vermek istediklerini söylediğinde, konunun uzmanı olmadığım için yazamayacağımı düşündüm. Zira okurken çalışmak konusu diğer pek çok konu gibi Türkiye söz konusu olduğunda sosyolojik bir inceleme alanı kanımca. Yazı dizisine ait diğer iki yazıyı okuduğumda söyleneceklerin çoğunun söylenmiş olduğunu da farkettim.

Sevgili İpek Aral Kişioğlu, gerek kişisel deneyimlerini, gerekse uzmanı olduğu alanla ilgili bilgilerini anlaşılır ve akılda kalıcı bir şekilde paylaşmış. Okurken çalışmak isteyip de! çalış-a-mayanların psikolojik bahanelerini sıralayıp neden bahane olduklarını da açıklamış. Feyyaz Bicak ise üniversite öğrencisi olarak, okurken çalışmak fikrinin Türk aile yapısı ve kültürel faktörlerle ilgili bağlarına değinip, lise döneminde başlayan deneyimlerinden söz etmiş. Okurken çalışmak isteyenlerin karşılaşacağı olası tepki ve güçlerin yanısıra çalışmanın kattığı değerleri anlatmış.

Her iki yazı da konuyla ilgili endişeleri, nedenlerini, sonuçlarını ve aksi tercihin getirilerini çok yerinde saptamalarla dile getirmiş. Bir akademisyen olarak görüşüm istendiğinden, yazı dizisine katkımın kendi öğrencilik yıllarımdaki deneyimlerin yanısıra Anadolu Üniversitesi’nde, öğrencilere ait gözlemlerimi paylaşarak mümkün olacağına karar verdim.

Grafik Tasarım lisans yıllarında zorunlu staj yaptığım ajanstan yarı zamanlı iş teklifi gelmesiyle başlayan çalışma hayatı serüvenim, öğrenciliğim boyunca aynı tempoda sürdü. Öğrenim gördüğüm alanda çalışıyor olmanın sayısız avantajını yaşadım. Buna rağmen güçlükleri de oldu elbette. Tahmin edileceği üzre aileden gelen tepkiler ve ikna çabaları bu güçlüklerin başında geliyordu. Ailemin tek endişesi geç saate kadar çalışıyor olmamdı. Sonunda bu konudaki heyecan, istek ve hevesimi farkedip, arada uyarılar yapmak dışında okurken çalışmama ikna oldular, okul ve derslerimle ilgili herhangi bir endişeleri yoktu zaten. Çeşitli nedenlerle okuldan, hocalardan gelen tepkiler de vardı ancak bunlar tercihlerini bilinçli bir şekilde yapan ve sorumluluklarını yerine getirebilenler için sorun sayılmayacağından söz etmeye gerek görmüyorum.

Belki baskı altındayken farkında olmayabilirsiniz ancak hayatınızla ilgili en doğru kararlar sorumluluğunu kimsenin üzerine atamayacağınız, olası risk ve sonuçlarını göğüslemeye hazır olduğunuz kararlardır. Diğer yandan, Grafik Tasarım, Sinema- Televizyon v.b. uygulamalı alanlarda okurken çalışmak, def-i bela kabilinden yapılacak bir stajdan çok daha önemli deneyimler kazandırır. Bu deneyimler ilgili bilgisayar programlarını, teknik ekipmanı kullanmak, alışmak,  teknik  anlamda beceri kazanmanın yanısıra problem çözmek, araştırma yöntemleri ve fikir bulmak gibi önemli adımları kapsamaktadır. Sözünü ettiğimiz bu adımlar ne kadar erken hayatınızın bir parçası haline gelirse o kadar hızlı ilerler ve o kadar kolay disipline olabilirsiniz. Özellikle bilgi ve iletişimin bu denli önemli olduğu,  iletişim teknolojilerinin hızla değiştiği bir zamanda yaşıyorsanız elinizdeki en önemli anahtarlardan biri şüphesiz bu deneyimler olacaktır.

Okurken çalışmanın avantajlarını, akademisyen olduktan sonra bu defa öğrencilerim sayesinde gördüm. Öncelikle onları sektöre hazırlarken bilginin dışında tecrübelerinizi de paylaşmanız önem arzetmekte.  Mezun olduktan sonra sektörde çalışmayı tercih etmeyip (ki bu durumda bile mezuniyet sonrası bir süre sektörel tecrübe kazanmalarını öneririm), akademisyen olmaya karar verenlerin de doğal olarak bu deneyime ihtiyacı olacaktır. Zorunlu staj programı öğrencileri çalışacakları alana hazırlamaya yönelikse de çalışma hayatının sağlayacağı özgüven, sorumluluk bilinci, ekip çalışması disiplini yanısıra ekonomik getirilerin de önemli bir motivasyon olduğu açıktır.

Okurken çalışmak isteyen öğrenciler, aşırı sahiplenmiş aile, kültürel, çevresel ve psikolojik faktörleri bir şekilde aşıp çalışma hayatına atılmaya kararlı oldukları noktada da iş seçimi ve iş bulmak gibi sorunlarla başbaşa kalacaklardır. Bu aşamada yaşadıkları iyi ve kötü her tecrübe önemli birer ders niteliğindedir. Kendi alanları dışında, farklı söktörel deneyimler de kişisel gelişim açısından katkılar sağlayacaktır. Bir de okudukları üniversitelerin öğrencilerine sunduğu çalışma olanakları bulunmaktadır. Anadolu Üniversitesi’nde farklı birimlerde pek çok öğrenci, öğrenci işçi statüsünde çalışmaktadır. Öğrenciler ders programlarına uygun saatler dahilinde, yemekhanelerden, televizyon stüdyolarına, grafik tasarım ofislerinden, fakülte ve yüksekokullara, etkinlik organizasyonlarından, kütüphaneye, radyoya, basımevine kadar çeşitlilik gösteren birimlerde talepler ve kişisel tercihleri doğrultusunda kendi alanlarında veya alan dışı çalışma imkanına sahipler. Bu sayede çalışma hayatını okul programalarını da aksatmayacak bir takvimle deneyimleme fırsatı bulmaktadırlar. Öğrenciler çalıştıkları saat üzerinden belli bir miktarda ücretlendirilmekte bu sayede kişisel gelirlerine de katkı sağlamaktadırlar. Öğrenci işçi olarak çalıştıkları dönemi önemli bir iş tecrübesi olarak cv’lerine de eklemektedirler.

Üniversite dönemi kalıcı arkadaşlıkların, eğlencenin, birey olma yolundaki mücadelenin, kişisel gelişim, değişim ve dönüşümün en yoğun olduğu dönem olarak değerlendirildiğinde, bu dönemde kazanılan iş tecrübesinin önemi biraz daha ortaya çıkmaktatır. Eskişehir gibi üniversite şehri olarak anılan, öğrenci nüfusunun yoğun olduğu şehirlerde çalışma deneyimi kazanmanın diğer şehirlere oranla çok daha kolay olduğunu düşünüyorum. Ailesinden uzakta okuyan öğrenci, henüz şehre geldiğinde kendi ayakları üzerinde durma adına ilk tecrübesini edinmiştir. Kaldığı yurtta veya kiraladığı evde kendi kararlarının önemini, sorumluluklarını ve hayatının bu kararlar doğrultusunda şekilleneceğini ister istemez farkedecektir. Birey olma yolundaki bu ilk adımı okurken çalışma kararı/tercihi izlerse bu kişisel gelişimi adına önemli bir fırsat olacaktır. Üniversitenin ve şehrin sunduğu olanaklar dahilinde bu fırsatın değerlendirmesi hiç de güç değildir. Sadece istek ve heyecan işidir.

Farklı şartlar insanlara farklı katkılar sağlar, önemli olan farkındalık çünkü ancak farkettiğinizde gayet kötü bir tecrübenin bile size olan olumlu katkısını görebilir ve değerlendirebilirsiniz. İlerlemek, karşınıza çıkan olumsuzluk ve engelleri yeni stratejiler, yeni yöntemler geliştirmek için kullandığınızda mümkün olacaktır. Tek bir amaca motive olup, tek yönde yol almaya çalışmaktansa olasılıklara da açık olmanızı öneririm. Böylece sadece bir yolculuk yapmak yerine manzaranın da tadını çıkarma imkanı bulacaksınız. Başarılar dilerim.

Bir Cevap Yazın

Watch Dragon ball super